10 Ekim 2016

Bugün bir siyahi dostuma sarılmak istiyorum. Yüzyıllar boyu süren kölelik için tüm insanlığı affetsin diye.

Bugün bir aborjine, bir kızılderiliye, bir Güney Amerikalıya, bir Güney Asyalıya sarılmak istiyorum. Bizi affetsin diye, yüzyıllarca süren sömürgeleri ve evlerinden kovuluşlarını da.

Bugün sokakta yürürken öylece etrafıma baktım, sonra bütün insanlığı kurtarmak istedim. Varolan bütün insanları tek bir sözümle güldürmek, bütün acıları hafifletmek, yaşamı yüceltmek istedim.
Bugün sokakta bir çocuğun gözlerine bakıp, ona gülerek “sen çok güzelsin, bunu sakın unutma” demek istedim.

Yirminci yüzyıl barış için doğdu ama bir kan gölüne döndü. Yirmi birinci yüzyıl da bundan ileriye gidemedi. İnsanoğlu zayıflıyor. Gezegen karbon seviyesini geçti, yok oluyoruz.
Bunlar tarih boyunca çok az insanın umrunda olduğu gibi şimdi de öyle, köleliğin ve sömürgelerin isim değiştirmesi gibi.

Bizi doyursun diye ürettiğimiz makineler bizi daha çok aç bıraktı. Bizi geliştirsin diye ürettiğimiz makineler bizi en çok öldürenlerden oldu. Einstein insanlığı kurtarmak için çalışırken onun çalışmalarından atom bombası yaptılar. Sonra yine öldük. Hatta bu kez eridik.

Nerede olduğunu bile bilmediğimiz bir gezegen için haddinden fazla kavga ettik, ediyoruz. Her şeyin sonunda yenilen hep insanoğlunun kendisi oldu. Bu kavgaların bir galibi olmayacak.

Televizyonlarınızı kapatın. Size kimse gerçekleri söylemeyecek. Çünkü bu geçen yüzyıllar hiçbir şeyi değiştirmedi.

İnsanoğlu içindeki gücün farkına varmalı ve içindeki değerin. Hiçbir şeye bağlı olmadan sadece bir hücre topluluğu olarak değerli olduğunu bilmeli. Bütün sıfatların ötesinde bir yerde.

İnsanoğlu, küçük adam, ölümlü;
sen çok özelsin.
sen çok güzelsin.

Kış geliyor. Kış iki kişiliktir,
aşık ol.