Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da şehri boydan boya yürürseniz hiç beklemediğiniz bir yerde, beklenmeyen bir anda bir hippi komününe rastlayabilirsiniz. Bu komünün çıkış/giriş kapısında şöyle yazar: “Şu an Avrupa Birliği topraklarına giriyorsunuz.”
Peki içeriye girerken Avrupa Birliği’nden ayrıldığımız bu topraklar nereye bağlı?
Kopenhag’ın tam ortasında başka bir devlet mi var?

“Şu an Avrupa Birliği topraklarına giriyorsunuz.”

Buna bir devlet demek doğru olmaz ama bu kasaba bütün devletlerden ayrık bir halde varoluyor. Bir hippi komünü, özgür kasaba Christiania‘nın bir hükümeti ve kendine ait yasaları var.
Kopenhag’ta bulunduğum sırada ziyaret ettiğim bu sıradışı kasabanın hikayesini ve benim hikayemin onunla nasıl birleştiğini anlatacağım.

68 kuşağının 70’lerdeki kalesi. Anarşistler, sanatçılar, toplumdan ayrılmak isteyenler, hippiler 1971 yılında Kopenhag halkının çocuklar için bir oyun alanı olarak oluşturduğu bölgede toplanmaya, orada sergiler düzenlemeye başlarlar.

Bir süre sonra hippiler, terk edilmiş kışlalara yerleşerek orada yaşamaya başlar. Kendi evlerini yaparlar. O sıralar bir ütopyanın temelleri atılmaktadır. Bir süre sonra orada kalıcı olurlar. Onları uzaklaştırmak isteyenlere karşı direnirler ve özgürlüklerini kazanırlar. Dünyada daha çok, uyuşturucu kullanmanın serbest olduğu bir kasaba olarak tanınan -ama aslında yalnızca esrarın serbest olduğu ve kimyasalların hoş karşılanmadığı- Christiania birine veya bir devlete ait değildir. Bayrağındaki üç simge barış, aşk ve umuttur.

Christiania Bayrağı

Christiania Kasaba Haritası – Sert Uyuşturuculara Hayır!” altyazısıyla

Zaman zaman Danimarka hükümeti ve katı görüşlü belediye başkanları tarafından kapatılmaya çalışsa da yılda 1 milyon turistin bu kasabayı ziyaret etmesi nedeniyle şimdilik bu girişimle başarılı olmamış. Kapatamadıkları için bunu “alternatif bir sosyal deney”e dönüştürdüklerini söylüyorlar.
Christiania’da her şey rengarenk. Bütün evler, binalar, araçlar ve görebileceğiniz her şeyin üzeri grafitilerle, resimlerle dolu. Burada hiçbir motorlu araç görmedim. Yalnızca önünde insan veya eşya taşımak için özeleştirilmiş bir alana sahip tipik bir bisikletleri var. Hatta bunu gelir üretmek için ülkeye satıyorlar. Kararlar toplu halde, komün esaslarına bağlı olarak alınıyor.

Rengarenk bir Christiania Evi

Bine yakın sakiniyle hala bir ütopyayı yaşatıyorlar. Vergi vermek yok. Kasaba kendi kaynaklarıyla kendine yetiyor. Sanat, üretim ve aktivizm ile yaşamlarını sürdürüyorlar. Ayrıca kasaba, üretip bütün dünyaya sattığı esrar ve kendi geri dönüşümleriyle geçimini sağlıyor. Çıplaklık oldukça sıradan. İnsanlar, davranışlar, varolan her şey doğal. Maskelerden ve kaygılardan uzak bir yaşam sürülüyor.
Merkezinde, uzak köşelerinde ve içindeki ormanda uzunca yürüdüm. Bir sokakta çıplak bir adam binanın önünde sigara içiyordu, selamlaştık. Sanat burada yerdeki kilden ve yeşil otlardan yukarı fışkırıyor gibi gözüküyor. Her yerde bir sergi var. Tibet’in bağımsızlığını konu alan bir sergiye girdim. İçeride Dalai Lama’nın ve göçen Tibetlilerin fotoğrafları vardı.

Bahsettiğim Tibet Fotoğrafları Sergisi. Free Tibet -Bağımsız Tibet- Stickerı ile birlikte.

Biraz daha ilerledim ve konser alanlarını, barları gördüm. Sokaklarda esrar içip boyutlardan geçen hippileri, sırtçantalıları izledim. Bir bardan atılıp üzerine bir kova su dökülen ve “şimdi buradan siktir git, orospu!” diye kovulan yaşlı janki bir koreli kadının çoktan yanmış beyniyle sokağın ortasında çaresizce oturuşunu gördüm. İnsanın uç hallerini görmek mümkün.

Girişe yakın bir çarşıları var, birçok bileklik, çanta, t-shirt ve bunun gibi şeyler satıyorlar. Oradan küçük bir de bileklik aldım, saklamak için. Yoga ve meditasyon alanlarından geçtim.  Orman ve akan bir nehir var daha da içeride, çok güzel ve rahatlatıcı. Nehrin kenarında yürürken kendi yaptığı evlerde kalan hippileri ziyaret ettim.

Christiania Çarşısı. Benim çektiğim bir fotoğraf.

Barlardan biri, geçerken çektim.

Kasabanı merkezinde Pusher Street veya -Amsterdam’daki Red Light District’e atıfta bulunarak- Green Light District olarak adlandırılmış ana bir cadde bulunuyor ve burada her çeşit esrar satılıyor. Fotoğrafını çekemediğim bir kısım burası. Zaten kasabanın içinde fotoğraf çekmek tamamen yasak. Esrar satıcılarının yüzlerinin maskeli olduğunu görünce dostum Anna’ya nedenini sordum. Birkaç gün önce buraya bir polis baskını yapıldığını ve çarşıyı dağıttıklarını bahsetti. İnsanlar artık kendilerini güvende hissetmek için maskeler takmaya başlamışlar.

Green Light District – Pusher Street

Büyük bir çoğunluğu barışçıl insanlardan oluşuyor. Ama buradaki sakinlerin bir kısmı da turistlerin ve buraya ziyaret eden gezginlerin varlığından rahatsız olmuş olacak ki agresif davranabiliyor. Sokaklarda dönüşüm rafları var, insanlar kullanmadıkları giyecekleri veya başka eşyaları ihtiyaçları olabileceklerle paylaşıyorlar. Kasabanın köklerinde sevgi var.
Özgür şehir/kasaba olarak tanınan dünyadaki bu enteresan bölgede, her yerden buraya ulaşmış her çeşit insan ile tanışılabilir. Gündüz birlikte sanatsal üretim yapan bu insanlar akşamları da müziğin tadını birlikte çıkarıyorlar.
NO PHOTOS, NO RUN, HAVE FUN
Bu muhtemelen Christiania’nın en bilinen cümlelerinden biri, Green Light District’in girişinde de yazıyor. -fotoğraf çekmek yok, koşmayın, eğlenin-
Koşmak yalnızca polis baskınları sırasında gerçekleştiği için normal zamanda koşan biri büyük bir panik yaratıyor.

Kasabada yaşadığım en ilginç şey ise şüphesiz çıkarken küçük bir tabelaya yazılmış ISTANBUL/KAFIRISTAN/CHRISTIANIA
yazısını görmem oldu. Bir sergiye aitti ama önünde durup birkaç dakika gözlerimi kırparak bunun gerçek olup olmadığına baktım.

Istanbul- Kafiristan- Christiania ©Doğuş Kökarttı

Kasabada kamp kurulabilir mi, kalınabilir mi? Çadır kurmak ve uyku tulumuyla sabahlanması yasak olduğu düşünülse de ormanda veya nehrin gözükmeyen yerlerinde uygun bir yer bulup uyumamak için bir sebep yok. Kopenhag’da Christiania’ya ulaşım metroyla sağlanabiliyor. Metro durağının ismi Christianshavn, yürüyerek 7 dakika mesafede. Şehir merkezinden sürekli kalkan otobüslerle ulaşım sağlanabiliyor. Bahsettiğim gibi içeride otomobil yasak, bisiklet var.

Dünya’da hala bütün bir özgürlükle yaşanabilen topraklar olduğunu görmek paha biçilemez. Bütün yer üstü ve yer altı güzelliklerinle büyü, korun ve
Yaşa Christiania!

 

Highlife, gizlice çektiğim bir fotoğraf.

Gördüğüm en güzel duvarlardan biri.