2016 baharında İskandinavya’dan başlayarak bütün Baltık Denizi’ni otostopla geçtim. Ve daha da aşağıya inenerek Finlandiya’dan başladığım yolculuğuma, Estonya, Letonya ve Litvanya ile devam ettim. Uzun ve maceralı otobanlardan sonra Litvanya’nın başkenti Vilnius’a geldiğimde ise daha önce duymadığım, okumadığım ve herhangi bir yerde karşılaşmadığım bir cumhuriyetin varlığını keşfettim. Ve bu cumhuriyet, dünya üzerinde daha önce gördüğüm hiçbir cumhuriyete benzemiyordu.

Uzupis Cumhuriyeti (Republic of Uzupis),  Litvanya’nın içinde özerk -resmi olmayan- bir cumhuriyet. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra terk edilen ve kötü durumda olan bölgeye sanatçıların ve gençlerin yerleşmeye başlamasıyla bu özgür devletin temelleri atılmış. Daha sonra bu terk edilmiş topraklar; sanatın bağımsızlaştığı ve insanların devlet içinde bir özgürlük cumhuriyetini kurduğu bir ütopyaya dönüşmüş.

Uzupis Köprüsü’nden sonra girişte karşılaştığınız tabela.

Uzupis’in bir cumhurbaşkanı, 11 kişilik ordusu ve karşılaştığımdan beri sürekli okuduğum 41 maddelik bir anayasası var. Anayasadan yazının ilerleyen kısımlarında detaylı olarak bahsedeceğim. Ayrıca bütün bunların yanında her mevsim için ayrı bir bayrak kullanıyorlar, elçilikleri var. 1 Nisan 1994’te kurulduğu için her 1 Nisan’da Litvanya bu bağımsızlığı kutluyor.

Užupis, Vilnius, Litvanya haritası

Uzupis’in Vilnius haritası içindeki yeri.

 

Benim çektiğim Uzupis’in kabartmalı haritası.

Benim Uzupis ile tanışma hikayemden bahsedeyim. Kaunas’tan otostopla doğuya doğru ilerleyip Vilnus’a vardığımda Saule – bir kadın gezgin dostum- beni karşıladı. Şehirde biraz vakit geçirdikten sonra eğer sanattan hoşlanıyorsam mutlaka görmem gereken bir bölge olduğundan bahsetti. Ben de sırtçantamla peşine takıldım. Bölgeye ilk girdiğim andan itibaren bir şeylerin değiştiğini ve farklı bir enerjinin içine girdiğimi hissettim. Taşlardan etrafa sızan bir yaşam coşkusu vardı! Uzupis’te yürürken hücrelerim sanatın görünmez ama fiziki yoğunluğu ile doldu. Her tarafta resimler, tiyatro ile ilgili mekanlar, heykel sergileri, yazarların eserleri ve daha birçok şey var. Özgürlük maddeye dayalı bir şey değildir ve onu elimizle tutamayız. Ama burada -ilginç bir şekilde- özgürlük kendini çıplak halde gösteriyor ve ağırlığını nazik biçimde size veriyor.
Bir dans atölyesini ziyaret ettim. Heykel sergisini inceledim. Bütün bunlar olurken heyecanla Saule’e buranın harika bir yer olduğundan bahsettim. Yaşamım birkaç saatliğine güzelleşti. Ve sonra bana gösterdiği gizli bir salıncakta şehre doğru sallandım. Sekiz yaşına geri dönmüştüm.

Ziyaret ettiğim bir heykel sergisi yapılan atölye.

 

Galeri tabelasıyla geçtiğim bir Uzupis Sokağı.

Vilnius’un 1323’te kurulduğunu düşünürsek bu topraklar oldukça yaşlı ve tecrübeli. Fakat kendi gençliğini yeni tohumlarla hala üretmeye devam ediyor. Uzupis’in Litvanya dilindeki adı Nehrin Karşı Tarafı. Bu her ne kadar coğrafi bir terim olsa da üzerinde biraz düşününce başka anlamlar da çıkabiliyor.
Ben onların bu gezegendeki en yoğun ve derin “sanat cumhuriyeti” olduğunu söylemek isterdim ama onlar zaten kendilerini bununla tanımlamışlar.
Şair ve yönetmen olan cumhurbaşkanı Romas Lileikis ise şöyle söylüyor:
“Uzupis, mekansal bir aidiyet olmaktan öte zihinsel bir aidiyet.”

Sekiz yaşında gibi sallandım. Burası Uzupis bölgesindeki gizli salıncak.

Uzupis’te vatandaşlık yok. İsteyen gelip burada yaşayabilir. Özgür bir dünya ideali içinde vatandaşlığa inanmıyorlar. Biraz araştırdığımda bu ütopyanın dünyanın farklı yerlerinde de saygıyla karşılandığını gördüm. Koreli yazar Ha-İl-Ji “The Republic of Uzupis” isimli bir roman yazmış. Kitabın konusu da benzer temelde bir mücadele öyküsünü ele alıyor.
Bu devleti, meydanda yer alan küçük bronz heykel koruyor. Paupio Sokağı’nda ise 41 maddelik dünyanın en güzel anayasası bulunuyor.
Uzupis’in bana yaptığı sürpriz tam da bu sokaktaydı. Anayasa’nın -birçok dilin yanında- Türkçe’sini de yazmışlar. Orada öylece duruyordu. Dil hepimiz için önce anne’yi çağrıştırır. Bir anda bu güzel topraklarda doğduğum rüzgarların üzerimden akıp gittiğini hissettim. Ama aslına bakarsanız bunu görmeden önce de kendimi evimde hissediyordum.

Türkçe Anayasa metni ve yansıyan bir insan bedeni.

Şimdi bir nevi manifesto da sayabileceğimiz dünyanın en güzel anayasasından bahsetmek istiyorum.

1- Herkesin Vilne Nehri’nin yanında yaşamaya hakkı olduğu gibi Vilnele Nehri’nin de herkesin yanından akmaya hakkı vardır.
2- Herkesin sıcak suya, kışın ısınmaya ve başını sokacak bir yere sahip olmaya hakkı vardır.
3- Herkesin ölmeye hakkı vardır; fakat bu bir zorunluluk değildir.
4- Herkesin hata yapma hakkı vardır.
5- Herkesin bireysellik hakkı vardır.

Benim çektiğim bir fotoğraf. Aciu, Litvanca teşekkürler demek.

6- Herkesin sevmeye hakkı vardır.
7- Herkesin sevilmemeye hakkı vardır; fakat bu zorunlu değildir.
8- Herkesin bilinen veya ünlü biri olmama hakkı vardır.
9- Herkes aylaklık yapma hakkına sahiptir.
10- Herkes bir kediyi sevme ve ona bakma hakkına sahiptir.

11- Herkesin bir diğerinin ölümüne kadar bir köpeğe bakma hakkı vardır.
12- Bir köpeğin köpek olmaya hakkı vardır.
13- Kedi sahibini sevmek zorunda değildir, ancak zor zamanlarda sahibine yardım etmelidir.
14- İnsan bazen görevlerinin farkında olmama hakkına sahiptir.
15- Herkesin tereddütte olma hakkı vardır; fakat bu o kişinin görevi değildir.
16- Herkesin mutlu olmaya hakkı vardır.
17- Herkesin mutsuz olmaya hakkı vardır.
18- Herkes sessiz kalma hakkına sahiptir.

19- Herkes bir şeye inanma hakkına sahiptir.
20- Kimsenin şiddete başvurma hakkı yoktur.
21- Herkesin kendi acizliğinin ve muhteşemliğinin farkına varma hakkı vardır.
22- Herkes sonsuzluğa karşı gelme hakkı vardır.
23- Herkes anlama hakkına sahiptir.
24- Herkes hiçbir şey anlamama hakkına sahiptir.
25- Herkesin birden fazla milliyete tabi olma hakkı vardır.
26- Herkesin kendi doğum gününü kutlama ya da kutlamama hakkı vardır.
27- Herkes kendi adını hatırlamalıdır.
28- Herkes sahip olduklarını paylaşabilir

İçine atlayıp atlamamak üzerine düşündüğüm nehir.

29- Kimse sahip olmadığını paylaşamaz.
30- Herkesin erkek-kız kardeşi ve anne-babası olmasına hakkı vardır.
31- Herkes bağımsız olma yetisine sahiptir.
32- Herkes kendi özgürlüğünden sorumludur.
33- Herkesin ağlamaya hakkı vardır.
34- Herkesin yanlış anlaşılmaya hakkı vardır.

35- Kimsenin başka birisini suçlu göstermeye hakkı yoktur.
36- Herkesin kendine özel olma hakkı vardır.
37- Herkes hiçbir hakka sahip olmama hakkına sahiptir.
38- Herkesin korkusuz olmaya hakkı vardır.
39- Yenilme.
40- Kavgaya karşılık verme.
41- Teslim olma.



Mutlak özgürlüğü bulduğu her yer aylakların evi olur. Sanat, avangard yaşamlar ve yeraltı bunun gibi topraklarda bizi bütün derinliğiyle sarar ve kuşatır. Bu yüzdendir ki dünyadaki bütün gezginler her toprakta gezegenden bir ev bulurlar ama yalnızca özgürlüğün koktuğu topraklar onlar için yerleşmeye açık alanlardır.
Uzupis gezegenin çılgınlığı ve karmaşıklığı içinde kurtarılmış bir bölge. Sanat varoldukça insanlık özgürleşecek ve kendi sınırlarını, sınırsızlığını görmeyi sürdürecek.